Erdoğan’ın liderlik sırları..!

recep-tayyip-erdogan-sozleri-resimli

Tayyip Erdoğan,Türkiye’nin siyasi tarihinde en uzun süre başta kalan ve halen sürdüren bir kişilik.

Kimine göre bir dahi…Kimi göre halkı kandıran…Kimine göre Türkiye tarihinin Atatürk‘ten sonraki en büyük lideri.Allah ömür verirse  ve bir aksilik yaşamaz ise 2023 yılına kadar da Başkan olarak görevini sürdürecek.İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını saymazsak onlarca seçim ve üç referandum kazandı.Şu anki siyasi tabloda onu zorlayacak birisi görünmüyor.

Hiç düşündünüz mü ..? Erdoğan sürekli neden başarılı oluyor..?Nasıl oluyor da girdiği her seçimi kazanıyor?

İşte bu yazıda Erdoğan‘ın sırrını öğrenecek ve hangi bilinç altı tekniklerini kullandığına ve milyonları peşinden nasıl sürüklediğine  şahit olacaksınız.

Analizci bir gözle okursanız inanıyorum ki,Erdoğan‘ın her hareketine,her konuşmasına daha farklı bir gözle bakacak ve kullandığı metotları daha kolay çözeceksiniz.

Başlayalım…

Bir insan Milletvekili olabilir,Siyasetçi olabilir,Bakan hatta Cumhurbaşkanı olabilir.Ama herkes Lider olamaz.Lider olmak için belli vasıflar gerekir.Hitabet ve beden dilini kullanmak elbette çok önemlidir.Ancak,daha önemli olanı insanların bilinç altlarına etki edebilmektir.Dünyada başarılı olmuş her Lider -buna Erdoğan da dahil – bilinçaltı tekniklerini sürekli kullanır.İşte Erdoğan‘ın kullandığı o yöntemler;

1)  Belirsiz olmak : Belirsiz olmak bilinçaltı yönlendirmede kullanılan ilk yöntemlerden birisidir.Her Liderin mutlak surette bir görüşü vardır.Ancak devlet yönetiminde oldukları için hem toplumun genelini kucaklayıcı hem de uluslararası ilişkilere göre  politikaları uygulamak zorundadır.

Erdoğan bu tekniği nasıl uygular?

Devletin belirli bir seviyeye gelmesi için zamana ihtiyacı vardır.Bunun içinde bize Avrupa Birliği çıpası lazım idi. 2002‘de Başbakan seçildiğinde bir anda Avrupa üyeliğisürecine hiç kimsenin beklemediği bir şekilde hız verdi.Daha sonraki dönemlerde Amerika‘nın Büyük Ortadoğu Projesi yani BOP‘a Eş Başkan oldu.“Milli Görüş Gömleğini çıkardım ben artık değiştim” dedi.Avrupa ile müzakere sürecini başlattı. Amerika’da “Yahudi Cesaret Ödülü’nü” aldı.O dönemlerde devlet kağıt üzerinde bizimdi.Ancak özünde Avrupa ve Amerika tarafından yönlendiriliyordu.Batılı devletler bunu da içimizde ki adamları sayesinde yapıyordu.Bunların temizlenmesi için Erdoğan‘ın iktidarda kalması lazımdı.Böylece batılılara “Benden size zarar gelmez,sizlerle uyumluyum “mesajı güçlü bir şekilde verildi.Avrupa müzakere süreci başlayınca hem oy oranı arttı hemde kendisine Türkiye’de mesafeli olan kesimlerinde sempatisini kazandı.Ayrıca batılı değerlere sürekli vurgu yapıyor,batılı liderle de samimi pozlar vermeye de devam ediyordu.Erdoğan bu şekilde icraatlarını yapmaya mecburdu.Çünkü Türkiye’nin kurtarılması önce içeriden başlamalıydı.Bunun içinde güçlü bir şekilde iktidarda kalması gerekiyordu.Önünde Menderes, Erbakan ve Özal örnekleri vardı.Özal ve Menderes öldürülmüş ,Erbakan ise zorla Başbakanlıktan indirilmişti. Batılılara onların tekniği ile karşılık verilmesi gerekiyordu ve öyle de yapıldı.İşte burada Erdoğan belirsiz oldu.Belirsiz olma sürecini, gerçek niyetini ustalıkla gizledi.Taki İsrail Cumhurbaşkanı Perez‘in yüzüne “One mınute” çıkışını yapana kadar.Erdoğan bu tekniği bugünde belirli aralıklarla tekrarlar.Örneğin Türk Milliyetçisi midir yoksa Ümmetçi midir tam olarak belli etmez.Her kesim için verecek şerbeti mutlaka bulur.Bunu da ustalıkla yapar.Yaptığı için de On yedi yıldır iktidardadır.

2) Zevk ve ilgi alanlarına hitap etmek : İyi bir manipülasyon ustası , yani yönlendirme ustası karşısındaki insanların zevk ve ilgi alanlarına göre davranışlarda bulunur. Türkü seven bir insana Operadan bahsedilmez.Özellikle gerçek Liderler toplumun sahip olduğu zevk ve ilgi alanlarına göre davranış sergiler, bu yönde ki özelliklerini ön plana çıkarırlar.Futbol Türk toplumunda en yaygın spordur.Milyonlarca izleyicisi vardır.Erdoğan futbolcu yönünü defalarca ortaya çıkarmıştır. Fenerbahçeli olduğunu söylemesi,sanatçı ve sporcularla toplantılar yapması çok iyi kurgulanmış yönlendirme teknikleridir.Canlı yayında Neşat Ertaş‘ın türkülerini söylemesi,Cuma Namazına gitmesi , İmam olup namaz kıldırması, Şehit evlerine taziyede bulunup Kur’an okuması , eşinin başörtülü olmasının ön plana çıkarılması , konuşmalarında binlerce yıllık tarihimize sürekli atıfta bulunulması , yaşlıların ellerini öpmesi,Taksi duraklarına gidip Taksicilerle çay simit eşliğinde sohbet etmesi , engelli çocuklarla buluşup onları külliyede kabul etmesi ve diğerleri mükemmel bir bilinçaltı teknikleridir.Bu durum toplumun çok büyük bir kesimiyle gönül bağı kurmuş ve yıllar içerisinde“benden bu devlete ve millete zarar gelmez,ancak fayda gelir” düşüncesini insanlara yerleştirmiştir.Dünyadaki her Lider için muhalefet partileri yolsuzluk iddialarını dile getirirler.Biz de de Cumhuriyet Halk Partisi bunu yapmaktadır.Ayrıca PKK ile devletin müzakere ettiğine ve AK Parti’nin devleti sattığını sürekli söyleyip durmuştur.Bu iddiaların havada uçuştuğu dönemde röportajlara bakıldığında insanlar Erdoğan için hep şu cümleleri kullandı : “O milli bir adam,halkın adamı,vatanına milletine bağlı dindar bir müslüman. O ne yolsuzluk yapar nede vatana millete ihanet eder.O ne yaparsa doğrudur.Ondan bu millete zarar gelmez” cümlelerini defeatle kurmuşlardır.İşte Erdoğan yıllarca bu tekniği bilinçli ve ısrarlı bir şekilde uyguladığı için hala büyük bir oy oranı ile iktidarda kalmaya devam etmektedir.İnsanlar ilk tanıdıkları kişilere karşı mesafelidir.Ancak onların değerlerine göre hareket ettiğinizde size karşı olan koruma iç güdüleri ve mesafeleri ortadan kalkar ve onları istediğiniz gibi yönlendirmeye başlarsınız.

3) Kendini zayıf gösterme : Erdoğan gibi güçlü bir Lidere bu maddeyi yakıştıramayabilirsiniz.Ancak Manipülasyonda usta olan birisi bu tekniği mutlaka ama mutlaka uygular.Erdoğan bunu belirli dönemlerde yapmıştır.Örneğin 2007  Cumhurbaşkanlığı seçimleri.CHP Ak Pati’den Cumhurbaşkanı adayı olmaması için yargı yolu ile 367 garabetini ortaya attı. Amaç, Tayyip Erdoğan‘ı engellemekti.Erdoğan bunun üzerine hemen erken seçim kararı aldı ve meydanlarda “Bu kardeşiniz dindar olduğu için Cumhurbaşkanı olmasını istemiyorlar,CHP müslüman bir Cumhurbaşkanı olmasını istemiyor.Bunlar din düşmanı.Zamanında bu kardeşinizi okuduğu bir şiirden dolayı hapse girmesine de alkış tutmuşlardı “ diyerek probaganda yapmaya başlamıştı.Böylece kendisini savunmasız , karşı tarafı yani CHP’yi zalim gösteriyor halkın kendisini savunmasını istiyordu.Halk kendisini savunan Erdoğanı kendinden görüyor ve ilk seçimde % 47oy vererek Erdoğan‘a rekor kırdırıp CHP ‘ ye hezimet yaşatıyordu.Şayet Erdoğanbaşarısız bir manipülasyoncu olsaydı CHP‘ye hemen şiddetle saldırır kendini onlardan daha güçlü gösterirdi.Ancak böyle yapması iki durumda ters teperdi.Birincisi CHP‘nin eline büyük bir koz verirdi.Böylece CHP karşı hamle olarak “İşte Erdoğan’ın gerçek yüzü bu.Biz bunu bildiğimiz için böyle diktatör birisinin Cumhurbaşkanı olmasını istemiyoruz” diyecekti…İkinci olumsuz etkisi ise,kendisini yani Erdoğan‘ı destekleyenler açısından olacaktı.Ak Parti seçmeninin bir kısmında “Erdoğan acaba CHP’nin dediği gibi biri mi ? “ şeklinde şüpheler uyanacak ve böylece AK Parti oy kaybına uğrayacaktı.Ancak Erdoğan çok akıllıca davrandı tam tersini yaptı.Mağdurları oynadı ve karşılığını da fazlası ile aldı.

4) Gözetleme ve sınıflandırma : Tüm yönlendirme yani manipülasyon ustaları bunu yapar.Bu iş hayatında da siyasi hayatta da böyledir.Liderler kendi seçmenlerini mutlaka sınıflandırır.Böylece halk tabiri ile “Safları sıklaştırır” Son üç seçim bunun en güzel örneğidir.Erdoğan kendi taraftarını vatanına milletine bağlı olarak gösterirken karşı tarafı yani CHP’ni sürekli teröristler ve HDP ile ittifak yapmakla suçlayıp onları savunmada bırakır. Aslında Erdoğan bu eleştirilerinde haksız değildir.Ancak CHP yaptığı her eylemle sürekli  Erdoğan‘a malzeme vermekte ve Erdoğan‘da bunu alabildiğine kullanmaktadır. CHP‘nin İnönü döneminde Camileri ahırlara çevirdiği ve Kur’anı Kerim öğrenimini yasaklandığı doğrudur. Erdoğan sürekli meydanlarda bundan da bahseder.Böylece karşı tarafı hem teröristlerle iş yapan hem de din düşmanı olarak gösterir.Böylece kendinden kaçması muhtemel oy kayıplarının da önüne geçer. Muhafazakar seçmen oy kullanırken mutlaka milli ve manevi değerleri göz önüne alır.Böylece seçmen başka partiye oy vermek istese bile karşıda ki parti için bir kanaat oluşturulduğunda onlara oy vermekten vazgeçer ve yine istemese bile Ak Parti‘yi desteklemeye devam eder.Muhalefetin sıklıkla vurguladığı “Erdoğan toplumu kamplaştırıyor” eleştirisi ya onların cahilliklerinin yada söyleyecek başka bir şey bulmadıkları için sürekli bunu kullandıklarının kanıtıdır.Bu işi biraz bilseler Erdoğan’ın çok etkili kullandığı manipülasyon tekniğini kullandığını anlarlar ve karşı tedbirleri alırlardı.Ancak geçen zaman gösterdi ki Erdoğan muhalefetle istediği gibi oynamaktadır.

5) Bağımlılık Oluşturma : Geride bıraktığımız ilk dört madde uygulandıktan sonra bu madde uygulanılacak en kolay tekniktir. Şu ana kadar ki dört madde sonucunda insanları rahatlıkla kendinize bağımlı kılarsınız.Bunu da Erdoğan‘ın ve Ak Parti‘li Bakanların sözleri ile açıklayalım.Son yıllarda bir konunu altı ısrarla çiziliyor : “Erdoğan’ın kaderi Türkiye’nin kaderi ile birleşti” Bu cümle o kadar çok tekrarlandı ki,insanlarda adeta korku psikolojisi oluşturuldu.Erdoğan iktidardan gittiği an devlet dinsiz CHP ve HDP‘nin eline kalacak eskiyi mumla aramaya başlayacağız cümlesi üstüne basa basa ısrarla vurgulandı. Böylece insanlarda hem korku oluşturuldu hem de Erdoğan‘a daha sıkı bağlanmaları meydana getirildi.Erdoğan destekçilerine sorun hemen “Erdoğan yerine gidip teröristlere mi oy verelim, CHP zulmüne mi dönelim , var mı Erdoğan’dan başka lider , sonuna kadar Erdoğan..” yanıtını alırsınız.Bir çok insan bu cümleleri Erdoğan sevgisi olarak anlar.Oysa ki bu cümlelerin altında gelecek kaygısı ve bölünme korkusu vardır.Böylece bir lider etrafında bağımlılık kolaylıkla oluşturulmuş olur.

6) Akıl oyunları ve tekrar : Gerçek liderler toplumun karşısına çıktığı zaman el hareketlerinden giyimlerine kadar her şeylerine dikkat ederler.Bunu özellikle mitinglerde çok yaparlar.Gerçek bir manipülasyoncu lider mitinglerde mümkün mertebe kıravat takmaz.Çünkü Kıravat resmiyeti ve uzaklığı çağrıştırır. Kışın miting yaparsa paltonun üzerine yöresel simge takar.Yaz ayında miting yapıyorsa halkın karşısına gömlekle ve gömleğin kolları sıvanmış şekilde çıkar.Bu iki hareket farkında olmasak ta insan zihninde samimiyeti çağrıştırır.Erdoğan yaptığı her mitingde konuşmasında büyük hedeflerden bahseder.Bunu yaparken geçmiş iktidarları özelikle CHP‘yi mutlaka hedef alır.Kendi projelerini,Türkiye için düşündüklerini uzun uzadıya anlatır.İnsanlarda sıkılma hissettiği anda ya bir şiir okur yada bulunduğu yöreye özgü bir espriyi yapar.Ama Erdoğan‘ın hangi şehre giderse gitsin istisnasız tüm mitinglerinde konuşmaya başlamadan önce mutlaka uyguladığı bir yöntem vardır. O da şudur, “Sizleri en kalbi duygularımla hasretle muhabbetle selamlıyorum.Bu meydandan tüm kardeşlerime selamlarımı sevgilerimi iletiyorum” diyerek başladığı konuşmalarında dikkat edilirse kürsüden uzak ve elinde mikrofonla konuşuyor.Sonra bulunduğu ilin ilçelerini bir bir  sayıyor.Bu hareket insanlarda şöyle bir izlenim bırakır: “Erdoğan bizi gerçekten tanıyor.O bizden biri imajını “veriyor.Konuşmalarının devamında bulunduğu ilin Türk tarihinde ki yerinden dini ve milli özelliklerinden  bahseder.Böylece halkı coşturup  tüm ilgilerini kendi üzerinde topluyor. Bu yöntem size basit gelmişse o zaman şunu düşünün.Diyelim ki destek verdiğiniz liderin mitingine gittiniz. Lider,karşınıza takım elbiseli çıkıyor el ile hiç konuşma yapmadan selamlama yaptıktan sonra sahnede bulunan kürsüye geçiyor ve  okulda ders verir gibi konuşmaya başlıyor.Böyle bir lideri dilemek sizce nasıl bir his uyandırır.Böyle bir lider meydana toplanan kalabalığı nasıl coşturur bir düşünün.

7) Beden dili ses tonu-Onay alma : Yönlendirmede ustalaşmış lider için olmazsa olmaz kural Beden dili – Ses tonu ve Onay almadır.Konumuz Erdoğan olduğu için yine onun hareketlerinden devam edelim.Erdoğan miting yaparken konuşmasına başlamadan önce dikkat edin önce mutlaka tebessüm eder.Elini kalbine götürür ve halkı selamlar.Bu karşıdaki insanları hazırlama tekniğidir.Önce hitap edeceği kitleye sevgi duygusunun geçmesi gerekir.Bu aşamadan sonra konuşmaya başlar.Bulunduğu şehre göre gayet tatlı bir üslupla konuşur.Konuşma ilerledikçe yavaş yavaş ses tonunu yükseltir.Bundaki amaç hem karşıdaki kitleyi coşturmak hem de onların seçmen olarak kendisine itaat etmesini sağlamaktır. Ses tonunu yükseltirken genelde avucunun içini gösterir. Bu beden dilinde gücü ifade eder.Bu aşamalardan sonra onay alma kısmına geçer.Bir fikri kabul ettirmek için defalarca “öyle değil mi?” diye sorar.Mesela CHP‘den bahsederken şöyle der “Biliyorsunuz CHP geçmişte darbecilere destek oldu mu?” diye sorar.Karşıdaki kitle “Evet” diye bağırır.Sonra aynı soruyu Erdoğan tekrar sorar halk yine “evet” diye bağırır.Ardından Erdoğan“CHP teroristler ile ittifak yapıyor biliyorsunuz değil mi?” diye hemen sorar.Halk hiç düşünmeden “Evet” diye cevap verir.Böylece arka arkaya “Evet” diyen geniş kitleler bu fikri sahiplenmeye başlar.Bundan sonra Erdoğan kendi düşüncesini ortaya atar ve halk onu hiç düşünmeden ve doğru olarak kabul eder.Bu teknik çok ama çok etkilidir.Erdoğan bunu sıklıkla yapar.

8) Ortak hedef : “Beraber yürüdük biz bu yollarda” diye bir şarkı var.Erdoğan bu şarkıyı ve sözlerini defaatle tekrarlar.Kendisini destekleyen bir kitleyi ortak bir hedefe yönlendirir.Dikkat edin tüm mitinglerinde CHP‘yi anlatırken hep onun yaptığı zulümlerden bahseder.Harika şekilde mağdur resmi çizer ve kitleyi kendisine sıkı sıkıya bağlar.Ancak beraber olursak güzel günlere kavuşuruz fikrini aşılar.Tüm bu algının üstüne bu şarkı on numara uyum sağlar.Bazı insanlar “Neden Erdoğan sürekli bu şarkıyı söylüyor” diye sorarken aslında bu şarkı oluşturulan algı için biçilmiş bir kaftandır.

9) Korkut ve öfkelendir : Erdoğan devlet yönetiminden bahsederken diğer liderle her zaman kendisini karşılaştırır.ülkenin IMF kapılarında geçmiş liderler tarafından nasıl süründürüldüğünü,koalisyonlar sebebiyle yıllarımızı nasıl kaybettiğimizi , bu milletin nasıl çok büyük acılar çektiğini  sürekli anlatır.Böylece kendisi seçilmezse halka başınıza bu gelecek hissini verir.Böylece halk hem diğer liderlere öfke duyar hem de o günlere dönme korkusu yaşadığı için Erdoğan’a oy vermeye devam eder.

Evet Erdoğan‘ın temelde kullandığı yönlendirme teknikleri bunlardır.Bu anlatılanlar Erdoğan‘a karşı kötü bir düşünce oluşturmasın.İster gündelik hayatta ister iş hayatında isterse siyasette olsun herkes bir şekilde karşısındaki insanı yönlendirmeye ve istediklerini yaptırmaya çalışır. Kimisi bunu kötülük için kimisi de iyilik yapar. Erdoğan’ın bu teknikleri uygulaması asla onun kötü niyetli olduğunu göstermez.Her lider devletinin güçlenmesi için çalışır.Planlarını uygulayabilmesi içinde önce siyasi hayatının devam etmesi ve akasındaki halk desteğinin sürmesi gerekir.Eğer ki bir lider On yedi yıl hiç aralıksız başta kalabiliyorsa ve her seçimde oyunu yükselterek gelebiliyorsa bu onun çok zeki ve  başarılı olduğunu gösterir.Karşıdaki rakipler eğer Erdoğan‘ın karşısına onun teknikleri ile çıkamazsa yenilmeye her zaman mahkumdur.Tıpkı Kemal Kılıçtaroğlu‘nun başına gelenler gibi.

Hatırlıyor musunuz ne demişti Muharrem İnc” İşte bu kafa iktidar olamaz. % 52′ yi araştırıyor adam,neden 57 değilim,neden 58 değilim diye.Tartışıyor bunu…Sen On dört parti bir araya geldik diyorsun %38 almışsın yenmiş de yenmiş…Çıkmışsın yenmiş…Her seçimde yenmiş …Meydan okuyor birinci çıkamazsam istifa ederim sen edebilir misin diyor, o bile yetiyor ona zaten üç-beş puan kendine güven getiriyor….Sen bunları böyle bir ortamda yenilgiyi tartışmak yerine …gel bunu tartışalım diyene AK Parti’nin içinde ki tartışmayı gölgelersin…yok ya derler adama…Ayıp yahu, bu ayıp..işte bu düşüncede olan birinin 250 yılda iktidar olması mümkün değildir. “

 

İlhan Nezor

Yorum bırakın